Rumeysa, eski Arapçada Alınyazım demektir. Kader yürür, alınyazısı bekler. Kader konuşur, alınyazısı susar, sonra o sana gelir. Sen ona Hayır diyemezsin. İstersen Arif ol. Kimse alınyazısına Hayır diyemez.
Rumeysa…
Eski dillerde bu isim, bir çağrı değil bir yazgıdır. Bu yazgı da tüm kaderlerin üstündedir. Kader yürür, olaylarla konuşur, kapıları çarpar, işaretler bırakır. İnsan bu kaderi tartışabilir, geciktirebilir ve hatta inkar bile edebilir. Çünkü kader, insanla muhataptır. Ama alınyazısı öyle değildir. Alınyazısı yürümez, konuşmaz, haber etmez. Bekler. Zamanın kenarında, sabrın içinde, sessizliğin tam ortasında sadece bekler. Konuşmaz, ısrar etmez, ikna etmeye çalışmaz. Çünkü bilir, çünkü bilir gelmesi gereken zaten gelecektir. Alınyazım.
Rumeysa yani alınyazısı sana geldiğinde ne güçlü olman işe yarar, ne bilgili olman, ne arif olman. İstersen arif ol. İstersen bütün cevapları taşımış, istersen tüm zamanın dilini çözmüş ol. Kimse alınyazısına “Hayır” diyemez. Çünkü “Hayır” diyebileceğin şeyler senin seçtiklerindir. Alınyazısı seçilmez.
O seni seçmiştir zaten. Bu yüzden alınyazısı konuşmaz. Sustukça yaklaşır, sustukça derinleşir. Bundan başka. Alınyazısı ne bağırır ne çağırır. Sadece sahibinin karşısında durur. Ve senin içindeki bütün kaçışlar bundan sonra biter. İşte Rumeysa budur. Bir isim değil, bir sonuç değil. Bir bekleyişin nihayeti, bir bekleyişin sonudur Rumeysa.
İstersen arif ol. İstersen soruları taşı, zamanı oku, karanlıkla yürü. Bunların hepsi yol için, bunların hepsi geldiğinde kaçmaman için. Yolun sonunda duran şeye “Hayır” diyemezsin sen. Çünkü alınyazısı seni çağırmaz. Seni bulur.
Tüm Hakları Saklıdır. 2011 Kahvemvefalim.com
Derya Abla adı ve logosu tescilli bir markadır.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Kabul Et